su içinde olmayarak aldığım ilk nefese annemdi tek tanık

oğlumu doğurdum dün gece… ilk doğumum olmasına rağmen çok kolay doğurdum hem… doktor kayıptı… doktor kayıptı çünkü ben çok güçlüydüm… çünkü ben, doğurma işinin de üstesinden tek başıma gelecek kadar güçlüydüm doktora göre… doktor bu yüzden kayıptı. etrafım kalabalıktı ama doktorsuz. saatler ilerledikçe küçüldü karnım, oğlum daha içimdeyken küçüldü yavaş yavaş; bu garip bir durumdu, yadırgamadım. beni doğurtmakla mükellef üniformalılar da ortada yoktu. iş başa düşmüştü işte yine. laciverte yakın mor doğurdum onu normal spontan doğumla; tam da benden beklendiği gibi, tek bir çığlık atmadan ve garip bir şekilde kansız… oğlum siyanozluydu, oğlum korkunç boyutta boğulmuştu içimde belli ki. ilk iniltisiyle birlikte pembeleşti rengi hızlıca, birkaç saniyelik averajla kurtarmıştı oğlum kendini ecelden ve devreye sokmuştu akciğerlerini ve devre dışı bırakmıştı kendine akciğer olan annesini ileri derecedeki yaşama tutunma refleksiyle… oğlum kurtarmıştı kendini annesinden… ona yaşam olan annesinden… ve kalp olan ve beyin olan ve kan ve kemik olan annesinden. zorunlu simbiyotik yaşama veda etmişti böylece. apgarı hızla mükemmelleşti ilk iniltisiyle oğlumun her açıdan. çünkü artık kendi nefesini alabiliyordu bir başına. soluğumuzu paylaşmamız gerekmiyordu kıt kanaat. evet kıt kanaat çünkü annesinde fazla soluk kalmadı artık… neden oğlan doğurdum bilmiyorum dün gece, hep kız doğurmak isterken gerçekte. galiba baba tarafı şanslı oğlanın… kız olunca anne tarafı, oğlan olunca baba tarafı şanslı demekmiş çünkü. hiç ağlamadı oğlum doğunca, inledi yalnızca ilk soluğunda bir kez ve sustu… bu da garip bir durumdu, bunu da yadırgamadım. babasına benziyordu, babası her kim ise artık… bilmiyordum evet ama yine de babasına benziyordu işte sahtekar; benim bedenimden yemiş içmiş sonra da gidip babasına benzemişti cin gibi gözlerle… ama ruhunu… ruhunu muhtemelen… benden almıştı… şaşırmıyordu çünkü. benim dışımı gördüğüne bile şaşırmıyordu… belli ki merak etmemişti içimdeyken hiç dışımı… oğlum hatalı üretim olmuştu işte! oğlum hiçbir şeye şaşırmıyordu benim gibi ve ruhlarına bakıyordu insanların… yine benim gibi yaparak sırtını dönüyordu ruhundan hazzetmediği insanlara… soğukkanlılığın dibini boylamıştı oğlum daha içimdeyken… yeni bir insan tasarlamamış, mevcut organlarımdan birini gövdemden ayırmış ve karşıma oturtmuştum sanki; oğlumu bozuk dizayn etmiştim. gözleri mi? hıı, yok değildi, gözleri kahverengi idi benimkisi gibi, gözlerini benden almıştı babasından değil… ruhumu aldığı gibi gözlerimi de kopyalamıştı kendine. babası ortada yoktu. çene şekli andırıyordu babasını daha çok, göz rengi değil… ama kimdi babası bilmiyorum… babasının kılığına hapsetmişti oğlum, alıp kendine ruhumu… ruhumu. ruhumu… ruhumu çoğaltmıştı oğlum… ruhumu çoğaltmıştı… baştan kaybetmişti oğlum… baştan kaybetmişti.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s