özgüven sorunsalı ve mesafeler

Afedersin avukatım. Edward Norton’u beğenir, kumral severim. Hiç evlenmedim, çocuğum yok. Kahvaltı etmem, günde bir öğün yemek yerim. Boş zamanlarımda uyur, deli zamanlarımda dolarken fakirim madden. Manen ne seviyede olduğumu anlayabilmen, senin manen ne seviyede olduğunla çok ilintilidir. Al Pacino bile yaşlandı, ben yaşlanmıyorum. Farkındayım bu işte bir terslik olduğunun fakat domuzluğumla bağlantılı olduğunu düşünüyorum bunun. Sen hiç yaşlı domuz gördün mü? Kahve içemeyiz senle hayır, çünkü ben kahveyi de sigarayı da yalnız içmeyi seviyorum. Onlar benim sevgilim. Belki bu kadar klişe olmasan seni de içerdim yalnızken ama klişesin işte. Nike da giydim adidas da… Fakat hiçbirinin ruhumu yücelttiğine tanık olmadım. Beni en çok güldüren yazar Oğuz Atay’dır. Bir insan ancak bu kadar doğrudan ve hilesiz olabilir. Sen olabilir misin hilesiz hurdasız? Zannetmiyorum fakat denemelisin.

“Sevinmeyin, daha ölmedim.”

Oğuz Atay’ın son cümlesi bu, saniyeler sonra ölüyor. Bütün gece yüzüm kanamış, sebebini çözemedim. Zaten dünden beri de kendi kanımı içiyorum diş etlerimden sızdırdığım. Duştan çıkınca tarağı aldım elime alışkın biçimde, aynaya bakınca dazlak olduğumu hatırlayıp rahatladım. Bir fuzuli işten daha kurtulmuştum, sevindim. Kafamı da yüzümü yıkadığım şekilde yıkıyorum artık mecburen, çünkü saçımı yıkar gibi yıkamam imkansız…

“…demek özgüvenim seni rahatsız ediyor. beter ol!”

Reklamlar

özgüven sorunsalı ve mesafeler” üzerine 2 yorum

  1. merhaba deniz kaybettiğim hisleri görüyorum sende… o kadar yalnız ve karamsarımki benliğimi bile unuttum… bir zamanlar sayıklardım yazmazdım çünkü yazmaya cesaretim yoktu.. çünkü neden biliyor musun deniz ne zaman kalemi aldığımı hayal etsem aklıma başarısız bir öğrenci olan ben gelir ve bu beni korkutur ve elime alamazdım kalemi…geç mi kaldım? sanırım asla oğuz atay aşığı oldugunu konu başlıklarından ve bu konununu okurken fark ettim bu arada “bütün yazılarını okudum bu da çok güzeldi” felan dememi bekleme okuduğum tek yazın bu ama beğendim ve beğendiğim için hislerine ve sana selam yollamak için yazma ihtiyacı duydum seni nerden buldum dersen çok salak ve hala yalnız olmamı sağlayan arkadaşlık uygulamasından saygılarımla 🙂

    Beğen

    • Merhaba, teşekkür ederim yazımı okuduğun için. 🙂 Ben ilk kez yazı yazdığımda ortaokuldaydım ve kompozisyon dersi için mecburen yazmıştım. Yazdığım yazıyı okuyan arkadaşlarım benimle alay ettiler fakat ben ölmedim, niye öleyim ki. Sonra lisedeki kompozisyon dersi için yazı yazmak zorunda kaldım. Bunun hikayesini anlattığım bir yazım var sitede, sanırım ‘allah akıl vermiş fikri siz bulun demiş’ başlıklı yazı. O yazıyı okursanız yazma maceramın seyrini göreceksiniz. Neyse, ben lisedeyken yazdığım o yazı çok beğenildi diye de kendimi özel ve önemli hissetmedim. Benden yazmam istendi, ben de yazdım, onlar için yazdım yani; bu olayda kendime kanıtladığım şey, gerektiğinde gerekeni yapabileceğim oldu. Ve o gün bugündür şuna inanırım: Kimse doğuştan bir yetenek sahibi değil, her şey öğrenilebilirdir; öğrenilen şeyin güzel sonuçlar doğurması, uygulamasının tutku içermesindendir. Tutku ile yapılan, bireysel sınırları zorlamaya çalışan ve samimiyet içeren her iş başarılmış iştir. Yazdıklarınızı beğenmiyorsanız, beğendiğiniz bir şeyler yazana kadar yazacaksınız. Yazmak, yazamamakla başlar, berbat yazmakla devam eder. Sonrası sizde, tutkunuzun derinliğinde. Sevgiler.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s