gözümü pencereye diktim ve başladım beklemeye

“gözümü pencereye diktim ve başladım beklemeye. gelen yok, giden var. giden, hep var kudret. gelmeden giden hep var. kayıkçının çağrısı… kayıkçının çağrısı yanıyor. kimse inanmasın kudret, bir şairin sevgi dolu olacağına. kendimden biliyorum. açıp sözlüğü önüme, oynuyorum kelimelerle. kendine şair diyenin de telkiniyle, duygu dolduruyorum kelimelere. sen de kendine şair dedin ya işte! demedim. ben…

bilemiyorum kudret

“kanada’ya sevgiler kudret. okuyucuyu sabrından öpüyorum. kendimi de öpüyorum gerçi, sabırları tüketmediğim için yazarken. amerika’yı da beğeniyorum tabi, performansını azımsamıyorum ama bir brezilya olmadığını da söylemeliyim. insanın sabrıyla oyun olmaz kudret fakat ben çok oynuyorum bu oyunu. ne kadar ileri gitmeye cesareti var karşımdakinin, test etmeye bayılıyorum. benim ölmeye cesaretim var, senin öldürmeye cesaretin var…

alice bile harikalar diyarında kudret

“kimin neyi hak ettiği tartışılır kudret. bu ülkedeki bipolar ve şizofren insan sayısı tahminlerin çok üzerinde; cinayet, çoğumuzun rutini. katledilen hiçbir ruhtan kan sızmıyor. cinayetten sakınmanın yolu psikoloji ilmini öğrenip, genetik psikiyatrik vakaların özelliklerini öğrenmiş olmaktan geçiyor olabilir. insan ırkının neyi, ne için yaptığını çözebilmiş olmak ebedi huzur kaynağı; hastalıklı iradeyi dizginlemek için hastalıklı iradenin…

solucan deliği

“…sadakatin angutluk sayıldığı bir devire doğmak elbette bizim suçumuz değildi kudret. fakat sadakati yanlış öğretmek sizin suçunuzdu; yanlış öğrenmek de bizim suçumuz… dikkat edersen, biz sonraki suçluyuz; bozuk yazıyı düzeltmek, baştan yazmaktan daha zordur. soru sormayı öğretmeden cevaplar verdiniz bize kudret. soru sormayı akıl edebilmemiz için yarım ömür tüketmemiz gerekti. heba oldu tek kullanımlık ömrü…