ATMOSFERİN KALBİ

Ben bugün tutmayacağım bir söz verdim doktor. Ben bugün kendimi kandırdım. Mutsuz hissediyorum. Hayır hayır, mutsuz değilim. Mutsuz hissediyorum ve böyle hissetmekten nefret ediyorum. “Sana” dedim kendi kendime bugün metroda, “sana mektup yazabilmek için bir anlam yüklemeliyim.” “Bana mı?” dedin. “Evet sana, ilişkimize değil!” dedim. “Çünkü” dedim sonra, “çünkü anlam yüklenebilecek bir ilişkimiz yok ama sen varsın” dedim. “Senin var olduğuna dair kuvvetli deliller var şüpheyle karışık” dedim. Hakim de dedi ki, “şüpheden sen yararlanırsın ey sanık, yani sen dedin mi müştekiye -terbiyesizsiniz, yalancısınız- laflarını?” “Hayır hakimim, yani evet hakimim, evet ben dedim ama hepiniz doğrusunuz bir ben mi yalancıyım” şeklinde konuştum. Az kalsın ikrar ediyordu sanık suçunu; tanrı, pardon hakim korudu, hakimlik tanrılığa dahildir lakin hakim tanrı değildi.  İnkar ilkel, olağan ve sıradan iken ikrar evrimseldir doktor. Belki de devrimsel bilmiyorum; zaten ne kadar uzaklaşabilir ki evrim devrimden! İşte yükleyebilsem evrendeki varlığına bir anlam yine eskisi gibi, bu yazı akar giderdi, tıkanıp kalmazdı. Yokuş çıkanın nefesi gibi kesilmezdi sözcükler henüz hiçbir yere varamadan. “Varamadım işte sayın hakim, duruşmama varıp yetişemedim; yarım saatte ancak girdim adliye otoparkına, nasıl yetişeyim duruşmama, çok üzgünüm, duruşmamdan özür diliyorum!” Duruşma kırılmıştır bir kere, dal rüzgarı nasıl affetsin! Dal, rüzgarı rüzgar olarak kabul etsin sayın hakim, kırıp dökmesi rüzgarlığından rüzgarın. Hem dal da kabul etsin dallığını, rüzgardan doğru kırılabilir olduğunu. İnce bir cam vazo gibi kabullensin her esintide kırılabilir olduğunu. Ah pardon sayın hakim, ben duruşma dışıyım. “Seni duruşmaya dahil ettim, konuş.” Çünkü insanlar öğrenemiyorlar kırmamayı sayın hakim. Kırılmak nasıl karakteri ise ince bir cam vazonun; kırmak da karakteri insanın. Daha da korkuncu, öğrenemiyor insan kırılmamayı, aynı ince cam bir vazo gibi. Kırmak kadar karakteri kırılmak insanın sayın hakim. Doktor var misal, denizi bir profil fotoğrafı kadar yaklaştıran hayatına; doktor öğrenemedi denizin fotoğraftan daha gerçek olduğunu ve gerçeğin her şeyden güzel olduğunu. Gerçek, acıtsa da güzeldi, çünkü kırmak ve kırılmak karakteriydi denizin. Su o kadar berraktı ki sayın hakim, ayak uçlarımı görebiliyordum suyun içindeki çakıl taşlarının arasında. Çakıl taşları ayaklarımın arasında, doktor karşımda gülümsüyor, berrak. Gülümsüyoruz çakıl taşları arasında, gülümsememiz berrak. “Bir” diyor doktor, “bir ömrü heba ettik birbirimizin yokluğunda, ayak uçlarımızı bile heba ettik!” Ayak uçlarımız gülümsüyor bu kere, doktorun zihni berrak, duygusu berrak… “O arabayı ben sürmeliydim sayın hakim doktorun üstüne üstüne.” Fakat bunun bana ne faydası var? Bunun çakıl taşlarına ne faydası var? Çakıl taşlarının ömrü hala heba! Bir çakıl taşı kadar amorf sertlikteyim şimdi doktor; bu yüzden daha çok kırılıyorum. İnsanlar hala kırıcı ve ben daha çok kırılıyorum sertliğimden doğru. Taş oldukça doktor ben, suya yaklaştın sen. Beni heba ettin doktor; beni kendine heba ettin! Sana bir mana vermesem yazamazdım bu mektubu; sana verdiğim manadan vurulacağım. Sözcüklerin çağırışım gücü doktor, birleşince içimdeki öfkeyle, ben korkunç oluyorum. Korkunç manasız oluyorum. Bu gökdelen hep cam doktor; batıyor atmosferin göğsüne aynalı biçimde. Aynaları kırılgan. Şu horozun ötmesini istemiyorum sevgili mana; ötmesin artık diye ölmesini istiyorum bazen tam da aynanın karşısında. Aynadan tükürüyorum yüzüme; aynayı kırmak istiyorum. Kırıp aynayı, saplamak istiyorum atmosferin kalbine. Bugün güneş var, çıkıyor horoz güneşe, alıp yanına tavuklarını. Şu güvercine bak lütfen; dönüyor kendi ekseni etrafında üç yüz altmış derece, sebebi bana muamma. “Sayın avukat” diyor sayın hakim, adliye otoparkına yarım saatte girebilene, “burası” diyor “adliye değil avm!” Gülüyor hakim hep birlikte; gülüyoruz biz ayrı ayrı. Atmosfer kanıyor kalbinin delik yerinden; kan yağıyor üstümüze. Deniz berrak, ayak uçlarım kan içinde!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s