EL ELİN EŞŞEĞİNİ TÜRKÜ ÇIĞIRARAK ARAR ŞEKLİNDEKİ ATASÖZÜ KARAKTERİDİR BU TOPRAK İNSANININ, ELLER DEĞİLSE DE KIYMETLİMİZDİR TÜRKÜLER

Ülkedeki güncel sıkıntı tam olarak şudur: Kimsenin hukuk güvenliği kalmamıştır. Hayatınızın bitmesi an meselesidir çünkü, 2 ya da 3 FETÖCÜ(1 savcı 2 savcı maiyeti-1 savcı 2 polis şeklinde ya da 1 savcı 2 adliye çalışanı şeklinde olabilir, adliye çalışanları ve polisler savcı maiyetidirler ve Türkiye koşullarında, savcının emri suç da olsa itirazsız yerine getirmektedirler-) tarafından tutulan düzmece bir tutanakla, sahip olduğunuz her şeyi ve sahip olmayı planladığınız her şeyin hayalini elinizden alacak kadar vicdansız, insafsız, yalancı, ahlaksız, adaletsiz, kural tanımaz, bencil ve yaralı egolu bir terörist güruhla karşı karşıyasınız. FETÖCÜLER için, gözünün üstünde kaş olan her canlıya kumpas kurmak ve onun hayatını bitirmek ata sporu ve eğlence malzemesi olmuş. AKP’nin FETÖ/PDY mücadelesi 15 Temmuz 2016’da başlamış görünüyor(evet sadece görünüyor çünkü etrafımıza bakıyoruz ve bundan emin olamıyoruz maalesef; FETÖCÜLERE CEMAATÇİ dendiği ve cemaatçi olmanın ödüllendirildiği dönemlerde, cemaatçi olduğunu bir övünç malzemesi olarak her ortamda dillendiren, her cuma nereye gittiği belirsiz bağışlar toplayan, bağış toplaya toplaya taşeronluktan memurluğa sınavsız terfi olan, her cuma ve gerektikçe cemaat toplantılarına katıldığını üstünlük göstergesi olarak, siyasetten uzak duran herkesin gözünün içine sokup kulağına bağıran devlet memurlarına dokunulmadığını günlük hayatımızda yakından gözlemliyoruz); benim CEMAAT dahil mafyavari her oluşuma karşı mücadelem 2005’te başlıyor. 2005’te FETÖCÜ organ mafyasının baskıları yüzünden hemşirelikten istifa etmek zorunda kalıyorum. Serbest avukatlığa başladığımın 3. yılında FETÖCÜ bir başsavcının, yine FETÖCÜ bir özel şahsa ihalesiz peşkeş çektiği adliye yemekhanesine görev gereği hacze gidiyorum. Kamu malının, ihalesiz olarak FETÖCÜLERE yedirildiğini bu vesileyle ortaya çıkartmış olmamdan dolayı FETÖCÜ BAŞSAVCININ KUMPASINA KURBAN GİDİYORUM. Ağır cezada yargılanmaya başlıyorum. Henüz kesinleşmemiş 5 ay hapis cezası alıyorum FETÖCÜ SAVCI ile kankalarının, görevlerine, evrensel hukuk ilkelerini çiğneyerek devam ettiklerini çaresizce izleyerek. Masum olduğuma tanıklık edebilecek tek bir Allah kulu yok, Allah’ın kendisinden başka. HABERTÜRK muhabiri haber yapmak istiyor davayı vaktiyle ama amiri-ki aynı zamanda meslektaşım olan amiri-, CEMAAT/FETÖ korkusundan izin veremiyor davanın haberinin yapılmasına. Mücadelemi tek başıma sürdürüyorum tam 8 yıldır. 15 TEMMUZDA, bugüne kadarki hiçbir darbe ya da darbe girişiminde görülmemiş vahşilikte bir kalkışmada bulunuyor FETÖCÜLER, gökten bomba yağdırıyorlar vatandaşın üzerine ve hatta savaş dönemlerinde bile yapılmayan bir canilik yapıyorlar; TBMM’ni, halkın zimmetindeki uçaklar ve bombalar ile, halktan maaş alan pilotlar eliyle bombalıyorlar. Olanlara; evrensel hukuk ilkelerine, insan haklarına ve yerel tabirle kul hakkına inanan hiçbirimiz anlam veremiyoruz. “Yok artık, bu kadar da olmaz!” diyoruz. Ama birileri, her nasıl oluyorsa, daha en başından olanları teşhis edip tedaviye başlıyor. Cemaate ve cemaatçiliğe, insan ayrımcılığına inananlar hariç herkesi toplamaya, toplamadığını ekmeğinden etmeye başlıyor birileri. Yaşananların korkunçluğu akıl sağlığı kapasitemi aştığından, tek bir haber ve şahsi yorum dahi okumak istemediğimden(devletimin siyasi ve menfaatsel kabul görmüş yayın kanallarından takip ediyorum tabi ülke gündemini kendi halimde), facebook hesabımı donduruyorum. Birkaç ay sonra açıyorum hesabımı ve en az 10 kişinin beni listesinden çıkardığını, zamana yayılı bir biçimde fark ediyorum. Ortamın kızışık olduğu dönemde facebooku kapatmak FETÖCÜLÜK emaresi kabul edilmişse demek ki! Tehlikenin geçtiğini düşünenler geri ekliyor beni arkadaş olarak ya da hariçten görüşüp konuşmaya devam etmeye çalışıyorlar filan. İyi de, ben sizin bu korkaklığınızı, nankörlüğünüzü, karaktersizliğinizi ve dahi zekasızlığınızı nereye koyup da hangi tahammül gücüyle izleyeyim Allah aşkına! Eskiden, devletin bir işi ya da işlemi hukuka aykırı bulunduğunda derhal mahkemelere başvururdu insanlar ve yürütmeyi durdurma talepli iptal davaları açarlardı. 15 Temmuzdan sonra bunu yapmaktan vazgeçtiler iki sebepten; birinci ve halihazırdaki en baskın sebep korku iken, ikinci ve birincinin baskınlığından aşağı kalmayan baskınlıktaki sebep mahkemeye gitmenin bir şeyi değiştirmeyeceğine olan sarsılmaz inançtır. Yani 15 Temmuz milat olmak üzere, vatandaşın mahkemeye başvurma hakkı, dolaylı bir biçimde baypas edilmiş durumdadır ve kimsenin hukuk güvenliği kalmamıştır. Devletin, her nasılsa tespit edemediği(fikrimce devlet, kimin FETÖCÜ olduğunu ezbere bilmektedir, bilmiyorsa öğrenebilecek kudrettedir) FETÖCÜLER terör estirmeye devam etmektedirler ve hayatlarınız 3-5 FETÖCÜNÜN insafına terk vaziyettedir. Ülkemizin imza koyduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi askıya alınmış değildir. Bugün yaşanan bütün hukuksuzluklar, yarın tazminat olarak vatandaşın cebinden çıkacaktır. Devletin hem Avrupa Birliği’ne kafa tutup hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni yürürlükte tutarak, OHAL KHK’si ile dahi dokunulamayacak haklara dokunması kamu menfaati gereği midir anlaşılamadığı gibi, tam olarak neye hizmet etmektedir öngörülememektedir. Bu söylediğim, AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’nin askıya alınması gerektiğine inandığıma yorulmasın. Bu ülke insanının kul hakkı/insan hakkı yemesini Allah bile engelleyemiyorken AİHS’nin buna engel olacağına inanmak, ecnebilik belirtisidir, bu toprak insanının riyakarlığını reddetmek demektir. Ben sadece “ortada çok büyük çelişkiler var” diyorum. Koca devlet, 5 yıl sonra başına gelecekleri öngöremiyor olamayacağına göre sırf bu sözleşmeden dolayı, ortada kötüniyet de vardır. 5-10 yıl içinde, ülkemize Allah katından para havalesi gerçekleşmeyecekse, bu ödeneğin kaynağı vergi olacaktır ki, tahsilat başladı zaten. “Ah bir bedelli çıksa da, elektrik borcumuzu ödesek İran’a!” -Herhangi Bir Devletçinin İç Sesi- Tvite dönüştüğü de vaki bu iç sesin. Her neyse. Devlet, keşke bu kadar konjonktürel ve oportünist davranmayaydı zamanında da, teröristleri vaktiyle etkisiz hale getireydi. Devlet, keşke bu kadar da kaostan beslenmeci olmayaydı da, PKKCILAR İLE FETÖCÜLERİN namlularının ve kumpaslarının ucunda yaşamak zorunda kalmayaydık halk olarak, tek kullanımlık hayatlarımızı. Yazının Anafikri: Hukuk güvenliği kalmamıştır. Evrensel hukuk kuralları itlaf olunmuştur. İnsanları aptal yerine koymaya çalışmak büyük günahtır. Korkunun ecele faydası görülmemiştir. Her Türk vatandaşı kumpası tadacaktır. Devlet Bahçeli CİA ajanı değilse eğer, intikam hissine teslim olmuş vaziyettedir; karnı tok, sırtı pektir. Ülkemde kural; “önce suç işle, sonra cezasını çek” değildir. Ülkem, işlenmemiş suça cezasını verir, vatandaşının, aldığı cezayı suçsuz bırakmayacağını bildiğinden. Saygılar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s