Sonra bağlayacağım konuyu

Meşhurluğa karşıyım, yasaklansın. Meşhurluğa karşı olmayanlara da karşıyım, onlar da yasaklansın.
Bilhassa edebiyat ve yazma işi, meşhur olma vasıtası olmaktan çıkarılsın. Tarihteki bütün güzel edebiyatçılar ve yazarlar, işte ölümsüz olanları, edebiyatı geçim kaynağı olarak kullanmamışlardır. Neredeyse hepsinin para kazanmak için kullandıkları alelade bir meslekleri olmuştur. Edebiyata ve yazma işine tutkuyla bağlı olduklarından, yazmak eylemi onlar için, en az nefes alıp vermek kadar fizyolojik bir gereksinim olduğu için yazmışlardır. Meşhur olmak için değil de aşkla yazdıklarından, yazdıkları eserler ölümsüz olmuştur. Meşhur olmak için yazanlar kendilerini çok belli ediyorlar. Yaptıkları şeyin dünyayı kurtarmak manasına geldiği sanrısına sahip olduklarından, kibirleri korkunç boyutta bulunuyor. Kimsenin, hiçbirimizin dünyayı kurtardığı yok, zaten buna gerek de yok. Amerikanca da Murphy Yasası var ki, bu müessese, bizdeki kaderciliğe çok benziyor: Murphy “olacak olan olur” diyor, kadercilik “sen üstüne düşeni yap seyreyle olacakları” diyor, aşağı yukarı aynı mantık yani. Franz Kafka meşhur olmak için yazmadı. İyileşmek, kendini azıcık daha iyi hissetmek için yazdı. Dış dünyayı umursamadan, kimin ne düşünüp ne hissedeceğini, ne yorumda bulunacağını yadsıyarak yazdı. Şu an piyasada profesyonel manada çıkarılan 5-6 tane popüler edebiyat dergisi var, parayla satılan olarak. Hepsinin yazar kadrosu aşağı yukarı aynı. Al gülüm ver gülüm mü deniyordu bu duruma literatürde? Galiba. Vakit buldukça bakıyorum yazılanlara, farklı yazarlar tarafından yazılmasına rağmen yazılar da aşağı yukarı aynı. Ve korkunç boyutta duygusal ve romantik. Gerçek hayatta insanlara karşı son derece hoyrat davranan insanların, kamuya arz ettikleri yazılarında sevgi seli şelalesi görünümüne bürünmeleri aşırı korkunç geliyor bana. Faşizm ikili ilişkilerde başlar; ikiden dörde, dörtten altıya, altıdan altı milyara sirayet eder, ruhunuz duymaz.
Okan Bayülgen misal… Durduk yere, meşhur olmayan insanın birini her programına konuk alıyor demirbaş kabilinden, meşhur etme gayesiyle… Adamın geniş bir portföyü var, sahnede sümkürse alkış alıyor her ne hikmetse?!
Sonra bağlayacağım konuyu…
NOT:
Kimyon adını vereceğim(Pulbiber’e saygılar!), kimyon kadar kötü kokan anonim bir edebiyat dergisi çıkarmayı düşünüyorum. Kimyonun içine Bavul’umla yerleşip dağda, kırda, bayırda Ayı kovalayıp Ot toplayarak Kafa bulacağım. KafkaOkur’u ateşe verip kafkaist biçimde sayıklayacağım ateşin etrafında. Milena’ya değil, benim doktora mektup yazacağım saçma sapan ama yürekten, meşhur olma kaygısı taşımadan ağlayacağım aşırı gerçekçi gözyaşlarıyla.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s