Kusmuk

Hayatın ta kendisidir iç bulandırıcı detaylar… Doktor, bir kusmuktur hayat; kusmuğun partikülleridir insanlar. Kusarsın, gırtlağın yanar, gırtlağın kanar asitten; asit kusarsın içinde hiç insan kalmadığından. Tüm bedenin titrer, gücün tükenmiştir. Yaşarsın kusar gibi; yanar gırtlağın her soluk alışında, vermek istemezsin soluğunu boşluğa, geçtiği her yeri kanatacağını bilirsin, istemezsin kokmak kan: Kan kokusu ağırdır, başını döndürür.…

Ne de güzel yandım ey sevgili yokluğunda derim sana, ruhun duymaz!

“Ölümün olduğu bir evrende daha komik bir şey arama, ölüm her şeyi komik kılıyor zaten. Ölmek için can atan fakat ölemeyen insanın yaşamı tam bir dram; intihar kimseyi öldürmüyor, inan buna. Yaşamındaki hiçbir şey senin kontrolünde değil, bunu bilmekte olarak yaşıyorsun zaten. Ama ölümünü bile kontrol edememek ve senin için tezgahlanan zaman dilimini bir şekilde…

Cehennemim benden başkasını yakmıyor.

“Benjamin Button hastalığına yakalanmışsın, Daisy Fuller gibi vefalı ve aşk dolu biri lazım sana bundan sonra” dedi. “Dalga mı geçiyorsun doktor, vefanın ve aşkın olmadığı bir dünyada, vefa ve aşk mı reçete ediyorsun bana” dedim. “Hastalığın tedavisi yok” dedi. “Genel olarak, pek de bir şeyi tedavi edebildiğiniz yok zaten” dedim. “Tedaviye karşıyız” dedi. Gıcıklığına. “Sen…

Sonra bağlayacağım konuyu

Meşhurluğa karşıyım, yasaklansın. Meşhurluğa karşı olmayanlara da karşıyım, onlar da yasaklansın. Bilhassa edebiyat ve yazma işi, meşhur olma vasıtası olmaktan çıkarılsın. Tarihteki bütün güzel edebiyatçılar ve yazarlar, işte ölümsüz olanları, edebiyatı geçim kaynağı olarak kullanmamışlardır. Neredeyse hepsinin para kazanmak için kullandıkları alelade bir meslekleri olmuştur. Edebiyata ve yazma işine tutkuyla bağlı olduklarından, yazmak eylemi onlar…