Rüzgar Üfleyen Fırtına Lodos Estirir

“Çünkü sen, yaşamak için başka bir insanın seni sevmesine ihtiyaç duyuyorsun. Ben duymuyorum. O kadar muhtaçsın ki kendin dışındaki biri tarafından sevilmeye, benim ne hissettiğimi anlamıyorsun bile. O kadar uzaksın ki benim sevilmeye ihtiyaç duymama hissiyatıma, bir başkası tarafından sevilmeye ihtiyaç duyulmaksızın yaşanabileceğine olasılık bile tanıyamıyorsun. Senin ve diğer bütün insanların-evet sadece insanların- kişiliğime katkısı düşüncelerimi harekete geçiriyor olmanızla sınırlıdır. Duygularımı mı? Onları menekşeler harekete geçiriyor misal, arabalara havlayan köpekler sonra, gülümsüyorum… Sen! Bakıyorum sadece, senin bana baktığın gibi ben de sana bakıyorum, aptal aptal bakıyorum. Anlamasam bakmam evet. Bakışmanın en aptal halini yaşıyoruz. Sen de beni anlasan misal… Bakışmanın en akıllı halini yaşayacağız.” dedi kadın…

Her şey-evet herkes değil- susmuş köpekler kahkaha atmıştı. Kadın, sevmenin sevilmekten daha doyurucu olduğuna inanıyordu… Kendini, sevilmeye değil sevmeye borçluydu. Hediye almaktan değil de hediye vermekten mutlu olmak gibi bir şey işte…

Fırtına rüzgarın anneannesi, lodos ise oğlu idi. Rüzgarın babası… Yoktu. Rüzgar bir çeşit İsa’ydı. Ama dişi bir İsa. Fırtına üflediğinde rüzgar, rüzgar üflediğinde lodos esiyordu…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s