Doktor-Bilmem Kaçıncı Konuş…

Bunu çok konuştuk doktor. “Mutlu son” dedik, “mutlu son bitişle özdeş, tükenişe eştir”, dedik. Hep dedik bunu. Sabır var bir de, sabır da sıkıntılı… Sabrın fazlası işkenceyi çağırıyor doktor. Umut işkencesini çağrıştırıyor. Evet doktor, evet… Bir bok bildiğim yok benim esasında… Esasında dedim de Oğuz Atay geldi aklıma; geçen gün okurken kitaplarından birinin bir yerini, “esasında” lafını kullandığını gördüm. Çok hoşuma gitti bu, evet saçma biliyorum ama “esasında” lafını Oğuz Atay okumaya başlamadan çok önce kullanmaya başlamış bir “hiç” olarak, her nedense çok sevdiğim bu fiziksel olarak ölü adamın da vaktiyle çok kullandığını görmek onurlu bir şeyler… Öööff tamam, saçmalıyorum işte, boş ver dolu al. Nerede kalmıştık? İşte diyordum ki, belki de böylesi daha iyidir diyordum; bir bok bilmek o kadar da iyi bir şey değildir belki de diyordum… Bak yine her şeyi birbiriyle harmanlamaya başladım doktor bir zamanlar “yeni harman” adlı bir sigaranın satışta olduğunu düşünerek ve sana, memelerinin üstüne karga, götünün her iki kanadını kapsayacak biçimde baykuş ve vulvasının komplesine kobra başı dövdürmüş 23 yaşında bir sarışının lazım olduğuna karar verdim, evet lazım bu sana ki çok aşık olasın… Sarışınınla çiftleşirken hem karga hem baykuş hem de kobra ile de çiftleşmiş olduğunu sanırsın misal hayal gücünün genişliği ölçüsünde. Gülemiyorum doktor, yaptığın hiçbir espriye gülemiyorum artık. Belki de doktor, belki de yaptığın şey espri değildir de espri sandığın bir şeydir sanmalarla yaşadığımız şu hayatta. Ve ben bu yüzden gülemiyorumdur senden gelen hiçbir şeye… Uyumak istiyorum doktor. Seni unutana kadar uyumak istiyorum. Yorgunum senden bana gelen, gelmeyen her şeyden dolayı… Uyumak istiyorum ölene kadar. Çünkü doktor, yok başka yolu seni unutmanın, unutabilmenin. Dilerim ki doktor ayrıca, dilerim olmasın öteki bir dünya. Bir ikinci dünya dolusu sensizliğe daha gücüm yetmez benim. Doktor, doktorcuğum! Oğuz Atay olsa yerimde şimdi misal, “doktorcuğum canım” derdi sana “esasen”. “Neden” derdi, “neden konuşmadın benimle derdini caanım doktor?” derdi.

*Ben bugün Oğuz Atay’ım; İstanbul’un vapuruna sırtımı dönüp öyle poz verdim objektife… Benden çok İstanbul ve vapuru görünsün istedim fotoğrafta, İstanbul’u çok özlediğimden… Yarın için planımız yok üçümüzün de-ben, doktor ve Oğuz Atay-; yarına, yarın bakacağız…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s