Doktor

Ruh üşümesi bu… Bacaklarıma rüzgar çarpıyor. Ruhu üşüyünce ruhu hastalansa ya insanın doktor, bedeni değil de… Bu hiç adil değil. Yağ bezleri diyorum bir de doktor. Alsan diyorum hepsini? Hıı, alamazsın tabi… Biliyorum. İskeletim yürüyemez kendi başına. Kaslarım da dökülür yere iskeletimsiz. Yine de işte… Sevemiyorum yağ bezlerimi doktor. Doktorcuğum… Uzaklardan tanıdık biri adımı seslendi…

Müebbet Muhabbet

Sayısız yanlışın doğruladığı noktadayız… Bekliyoruz… Çalacak saatimiz… Çalar herhalde… Saatleri sevmem. Ya ilerisindeyim ya da gerisinde zamanın. Çakışamadık. Kendimden vazgeçtiğim gün… Geçerim senden. Salıncak iki kişilik… Salıncak sadece iki kişilik. Normalleşmeyelim… Artık. Bu barikatın inme ayarı yok. Hikayemsin yalnızca… Hikayemin kahramanısın… O kadar. Anlayacağın… Yine edebiyat yapıyorum geçici akıllılık anımda… Ve yaşayamıyorum delirmezsem… Ne kadar…

Seni Görmek

Ne olduğunu sorma sakın, söylemem. Ama… Kavurucu bir yaz sıcağında… Vıcık vıcık terlediğin bir anda… Çıplak ayaklarınla… Kızgın kumlarda yürüyüp… Yavaş yavaş… Ve çırıl çıplak… Denize bırakırsın ya kendini yine yavaş… İşte öyle bir şey bu. Nasıl iyi geldiğini bilirsin… Farkındayım hoşuna gidiyor… Sana kendimden bahsetmem. Farkındayım hoşuna gidiyor aslında… Sana seni anlatmam… Kendimi anlatırmış gibi yaparak.

Eski

Ben öldüm. Öldüm ve uzandım mezarıma bir başıma. Karanlık. Bakındım. Kaybolsun diye karanlık. Işık aradım. Ağladım. Ağladım gözyaşlarım ışık olur belki diye. Gözyaşlarım… Çoktan çürümüştü. Anladım ki… Anladım ışıksız bir ülkedeyim. Ben öldüm ve uzandım mezarıma bir başıma. Başladım sonra. Başladım dertleşmeye ölü uzuvlarımla. Bu mezar hiç bu kadar kalabalık olmamıştı.

Seni Seviyorum Ama Kendimce

Sevginin, aşkın tek bir tanımı, tek bir görünümü yoktur, olamaz da. Çünkü dünyada milyarlarca insan var ve şu ana kadar da milyarlarcası gelip geçti. Dolayısıyla sevginin ve aşkın da milyarlarca tanımı yapılmış oldu. Milyarlarca insan “kendince” sevip aşık oldu. Herkes, sevgiden anladığı şekilde, sevdiğini en çok sever. Kimisi sevdiğinden, sevdiğinin iyiliği için vazgeçer; kimisi sevdiğini…

Nar Fışkırıyor Sol Göğsümden

En güzel aşk platonik olandır. Nar var soyarsan? Ben üşeniyorum. Ama belki… “Nasılsın?” dersen şöyle gerçekten bilmek isteyerek iyi olup olmadığımı, içtenlikle, gönlünden kopartarak her zerresini… Üşengeçliğim geçer… Üşengeçliğim geçer ve soyarım narı… Soyarım ve ağzına… Hayır ağzıma… Baştan başlıyorum tamam. Narı alıyorsun buzdolabından. Kutuplarını kesip eksenine paraleller çiziktiriyorsun gövdesinin, portakal çiziktirir gibi… O arada…